|
1tatil
|
 |
« : Haziran 04, 2008, 02:35:48 ÖS » |
|
İstanbul gibi ışıkları ile insanı kendine aşık eden bir şehirde yaşayıp da, başka bir şehrin ışıklar altında görünüşünün hayran bıraktırıcı kadar güzel olacağına inanmazdım.
Tatlı bir gülümseme yayılır yüzümüze bazen, bizim için özel olan bir yerleri özlemiş olmanın buruk tebessümüdür bu. Bir sokaktır bazen özlenen, bir yemek kokusu burnumuza gelen, tanıdık bir yüz, tanıdık yerlere gitmek ister insan bazen. Aslında o anki ruh halimizdir bizi yollara sürükleyen. Yaşadığımız bir olay, okuduğumuz bir kitap, gördüğümüz bir reklamdır yollara düşme isteğimizi arttıran.
Her zaman bir arayış içinde olan bizler, aradıklarımızın hep uzaklarda bilinmeyenlerde saklı olduğunu düşünürüz. Bazen ruh halimiz yeniliklere açık olur. Yeni yerlerin, bilinmeyenlerin hayalini kurarız. Bazen de aradığımızın burnumuzun dibinde olduğunu düşünür, ama yine de imkansızların peşinde koşmayı tercih ederiz. Aşk denilen duyguya bile “Kavuşamadığın zaman aşk olur” diyerek, kendimizi bile bile bir kovalama-yakalama oyunu içine sokarız.
Oysa ki bildik bir yerlerde olmak ya da olma hayalini kurmak bile, arama ve kovalamalarla geçen yaşantımızın içinden çıkıp biraz nefes almamızı sağlamaz mı? Peki bu tanıdık, bildik yer neresi olabilir? Hem kış aylarının güzelliği yaşanabilsin, hem içinde eğlence olsun, biraz dinginlik, biraz anılar, sürprizler olsun. Acaba neresi? Sanırım o bildik yeri buldum. Bursa…
Bursa bana göre bildik tanıdık bir yer, ya size göre? Bursa’yı nasıl bilirsiniz? İskender Kebabı (Mümkünse bol tereyağlı) Uludağ’da kayak yapma keyfi, Camiler, türbeler, kaplıcalar, Kestane şekeri (Tercihim çikolatalı)
Evet, Bursa denildiği zaman aklınıza hemen bunlar geliyordur. Ancak bana göre Bursa biraz daha farklı özellikleri ile beynime kazınmış bir şehirdir. Belki az insanın bildiği ya da bilenlerin bile bildiklerinin farkında olmadığı, bildik tanıdık bir şeyler var benim gönlümde ki Bursa’da… ( Tekerleme gibi mi oldu? ) Sizlere bu, tanıdık ve bildik şehirde tesadüfler sonucunda geçirdiğim bir günü anlatmak isterim.
İzmir’den kalkan otobüsle İstanbul’a doğru yol çıktım. Balıkesir’den 2 saat sonra Bursa’daydım. Otogarda yarım saatlik bir mola verdik. Normalde otobüs yolculuklarında molalarda otobüsten inmekten hoşlanmam .Otogarlar bana, her zaman soğuk ve kasvetli gelir. Ama Bursa otogarını oldum olası sevmişimdir. Rahat ve ferah olan Bursa otogarında yarım saatlik bir molada yapacak çok şey bulabiliyorsunuz. Bir çok insan gibi alışkanlıklarına bağlı bir kişi olarak ayaklarım beni her zaman alış veriş yaptığım büfeye sürükledi. Bir dergi, bir çubuk kraker ve sakız. Her Bursa’ya gelişimde aynı yerden, aynı şeyleri alırım. Bu sefer ise,aileme götüreceğim kestane şekerleri için Kafkas’a girdim. Camekanın arkasında çeşit çeşit kestane şekeri var. Fıstıklı, çikolatalı, klasik çeşitlerin arasından seçim yapmak ne kadar da zor. En iyisi her çeşitten bir tane almak. Sallana sallana otobüsümün kalktığı perona gittiğimde otobüsün yerinde olmadığını fark ettim. Sakin sakin otobüs yazıhanesine gittiğimde, otobüsümün, içinde bavullarımla birlikte, yarım saat önce İstanbul’a doğru yola çıktığını öğrendim. Otogarda farkında olmadan 1 saat geçirmişim. Yaşadığım kısa bir paniğin ardından, bavullarımın İstanbul otogarına teslim edilmesini sağladıktan sonra gece otobüsüne yeni bir bilet alıp, “Bu benim için bir işaret, işte fırsat ayağıma kadar geldi. Bursa beni çağırıyor. Bu çağrıya kulak vermek lazım.” diye düşünüp kendimi Bursa yollarına vurdum.
Otogardan Setbaşı minibüsüne bindim. Hava soğuk olmasına rağmen sokaklardaki kalabalık şaşılacak gibiydi doğrusu. Uludağ Üniversitesi sayesinde şehrin genç nüfus ortalaması oldukça yüksek. (Nüfus sayımında bende Bursa’daydım, genç nüfusa katkım vardır sanırım) Sokaklar kalabalık, caddeler insanlarla dolu, bir oraya bir buraya giden insanlar bir şehre ne kadar da çok yakışıyor. Setbaşı’nda yürürken Devlet Kütüphanesi gözüme çarptı. Merkezde bu kadar ayak üstünde bir kütüphane olması, bir şehir ve o şehirde yaşayan insanlar için ne kadar büyük bir fayda (Umarım yararlanıyorlardır) Ama ne yazık ki kütüphaneye girip tozlu raflarda bilgi arayacak vaktim yoktu. İçimde Bursa sokaklarında gezme ve özlediğim yerlere gitme isteği vardı. Setbaşı’nda olduğuma göre ilk işim bu semte adını veren Setbaşı Köprü’sünün hemen yanında bulunan Mahfel’e gidip bir Türk kahvesi içmek oldu. Ama değişimin ilk işareti orada başladı. Bursa’nın en eski cafelerinden biri olan Mahfel dekorasyonu ve adını değiştirmiş. Mahfel-Mado olmuş. Çeşit çeşit dondurma ve tatlı çeşitleri olan hoş bir yer halini almış. Bir kahve molası için çok uygun bir adres, tavsiye ederim.
Setbaşı Mahfel’den kalkıp Heykel’e doğru yürüdüm. Kararlıyım Bursa’yı yürüyerek keşfedeceğim. Heykel’de Gima Sokağına girdim. Hemen ana caddenin paralelinde bulunan bu sokak, Bursalı gençlerin uğrak mekanı. Burada yan yana cafeler var. Cafe Nescafe ve Siesta en favori olanları. Cafe Nescafe’yi daha önceden biliyordum ama Siesta’yı ilk defa gördüğüm için oraya girdim. Latte Machiato’’su çok güzeldi. Tavsiye ederim. Yazın Siesta”ya gelip, dışarıya atılan masalarında keyif yapmanın hayalini kurduktan sonra, fazla zaman kaybetmeden Altınparmak’a doğru yola koyuldum. Karşımda Zafer Plaza. Dünyanın en güzel alışveriş merkezlerinden biri olarak seçilen bu yer, oldukça hoş bir alışveriş merkezi. Alışveriş tutkunlarının tercih ettiği mekanların arasında olan bu merkezin en üst katında bulunan sinema salonun çok güzel olduğunu hatırlayıp, mağazalara vitrinlere bakarken zamanım su gibi aktığını fark ettim. Altıparmak’tan sonra Kükürtlü Caddesi’nde dolaştım. Caddeler aynı sokaklar aynıydı. Ama şehrin her köşesine büyük bir hızla yeni mağazalar, cafeler, eğlence merkezleri açılmış. Kükürtlü Caddesi yürüyüşümün son durağı oldu. Saatler ilerliyordu. Evet işte beklediğim an yani yemek zamanı gelmişti.
Yemek yemek için Setbaşı’na dönmem gerekiyor. Ancak ayaklarımda yürüyecek hal kalmadı. Bir minibüsle Setbaşı’ndayım. Setbaşı’nın alt tarafında bulunan Kayan Semti’ne gittim. Meşhur Pideli Köfteciler hep burada olur. Pideli Köfte yeme fikri de nereden çıktı. Bursa’ya gelmişken, bakır tepsinin içinde, altında çıtır çıtır pidelerin, üzerine yoğurt ve bol tereyağı olan enfes bir iskender kebap yemek varken, pideli köfte yeme isteği de nereden çıktı bilemem ama ayaklarım beni pideli köfte yemeğe, Saray Pideli Köftecisi’ne götürdü. O lezzetin tadı hala damağımda. İstanbul’da da bir çok yerde iskender ve pideli köfte yedim ancak havasından mı suyundan mı bilmem,Bursa’da yediğim yemeklerin lezzetini başka hiçbir yerde bulamıyorum.
Pideli Köfte faslı da bittiğine göre şimdiki durağım İnkaya. Dağ Yolu üzerinde bulunan İnkaya Köyü’ne iki tane çıkış yolu var. Ancak ben bilindik olanı yani Çekirge’den gidilen yolu tercih ettim. Yolun üzerinde sıra sıra oteller var. Büyük Yıldız Oteli’nin en üst katında bulunan Safir adlı barın çok hoş bir yer olduğunu hatırladım, orada bir mola vermek istesem de istikametimi bozmadan İnkaya’ya gittim. İnkaya Bursa’nın en eski köylerinden bir tanesidir. Bu köyün özelliği ise burada bulunan 600 yıllık çınar ağacıdır. Türkiye’nin en yaşlı ağaçlarından biri olma özelliği ile görenleri kendine hayran bırakan bu ağacın, 35 metrelik boyu, 9.2 metre çevresi vardır. Yaz aylarında yeşil yaprakları, kış aylarında ise dallarının üzerinde bulunan bembeyaz örtü ile adeta doğa harikası denilebilecek kadar güzel bir ağaç. Burada bulunan asırlık çınar, çevre halkının tek geçim kaynağı denilebilir. İnkaya köyünde yaşayan insanlar, bu ağacı görmeye gelen yerli ve yabancı turistlere kendi elleriyle yaptıkları hediyelik eşyaları satarak ya da çevrede bulunan mangal ve piknik alanları sayesinde geçimlerini sağlıyor. Hem köy halkının güler yüzü, hem ulu çınarın yıllara meydan okuyan havası ile İnkaya, bana göre Bursa’nın en huzur dolu köşesi.
İnkaya’dan ayrılmak istemiyordum, ama vaktim azalıyordu. Şimdi Bursa’ya son bir bakış atma zamanı geldi. Bursa’ya uzun zaman önce ilk gidişimde eski bir arkadaşım “Işıkların en güzel göründüğü şehir Bursa’dır.” demişti. Bu söylediği bana o anda hiç de mantıklı gelmemişti. İstanbul gibi ışıkları ile insanı kendine aşık eden bir şehirde yaşayıp da, başka bir şehrin ışıklar altında görünüşünün hayran bıraktırıcı kadar güzel olacağına inanamamıştım. Ta ki, Seyran Tepe’yi görene kadar. Dağ Yolu’nda İnkaya yakınlarında olan Seyir Tepe özellikle Uludağ’a çıkanların son bir kez Bursa’ya kaçamak bakışlar attığı bir yerdir. Ama ben bizzat şehrin ışıklarını seyretmek için oraya gittim. Gördüklerime tıpkı ilk günkü gibi hayran kaldım. Işıl ışıl görünen yüzüyle Bursa ayaklarımın altındaydı. “Anlatılmaz yaşanır” tanımlaması yapılacak kadar muhteşem. Tahta masalara oturup uzun uzun şehri seyrettim. Işıkların en güzel göründüğü şehir yakıştırmasının bir kez daha tam yerinde bir söz olduğuna anlamıştım. Bir bardak dumanı üzerinde tüten salep, bir esimlik rüzgar, bir nefes temiz hava, bir bakışlık manzara ve Bursa’da geçirebileceğim son bir saat.
Otobüsümü tekrar kaçırmak istemiyordum. Dağ yolundan dosdoğru otogara gittim. Trafik biraz sıkışık. Bursa geceleri başladı anlaşılan. Keşke zamanım olsa da Arap Şükrü’de rakı ve balık keyfi yapsam, Kültür Parkı’nda bulunan Altın Ceylan’da sabaha kadar eğlenip dans edebilsem diye düşündüm. Bir dahaki sefere artık!
Otobüse yine son dakikada yetiştim, ama bu sefer kaçırmadım. Kafamı otobüsün penceresine dayayarak, kestane şekeri uğruna kaçan otobüsümü ve yaşadığım bu olayı bir şans olarak değerlendirip Bursa’yı bir günde gezdiğimi düşünürken, bir dahaki Bursa gezimde türbeleri, camileri, kaplıcaları ziyaret etmem gerektiğini yapılacaklar listeme ekledim. Ben bu otobüs kaçırma bahanesini çok sevdim birkaç kere daha uygulayabilirim. Sizlere de tavsiye ederim. Bursa, M.Ö. yıllardan bu yana bir çok medeniyete ve onların dinlerine beşiklik etmiş ender illerin başında gelir. İlde Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerine ait bir çok eser hala ayaktadır ve koruma altındadır. Özellikle M.S. 324 yıllarında başlayan 1563 yılına kadar 17 kez toplanmış olan ve Hıristiyanlık dini için çok önemli olan konsül toplantılarından 8 tanesi ülkemizde gerçekleştirilmiş olup, bunlardan 1. ve 7. si İznik’te yapılmıştır. İznik Hıristiyan dinince ülkemizdeki 8 kutsal hac merkezinden biri ve en önemlisidir
İlçeler
Bursa ilinin ilçeleri; Nilüfer, Yıldırım, Osman Gazi, Büyük Orhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kales, Kestel, Mudanya, Mustafa Kemal Paşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir’dir.
İznik
Gemlik Bursa’nın 30 km. kuzeybatısında aynı adlı körfezin kıyısında kurulmuştur. Gemlik’e bağlı Kurşunlu, Küçük Kumla, Büyük Kumla, Karacaali yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı kıyılardır.
İnegöl Bursa’nın 454 km güneydoğusunda yer alan İnegöl, Antik dönemde Ankedoma adıyla tanınmaktaydı. İlçedeki önemli tarihi eserler Osmanlı döneminden kalmadır. 1481′de Sadrazam İshak Paşa tarafından yaptırılan İshak Paşa Cami ve Külliyesi, Hamza Bey Cami, Yıldırım Cami (Cuma Camii), Kurşunlu Cami, Kurşunlu Han ve Ortaköy Kervansarayı İnegöl’deki tarihi eserlerdir. İnegöl’ün 13 km batısında Sultan köyünde XIV. yüzyılda yaşamış Germiyanoğlu Geyik Baba ile Balım Sultan adına, Orhan Bey tarafından yaptırılmış Geyikli Baba Türbesi önemli bir ziyaret yeridir. Boğazova Yaylası, Arabaoturağı Yaylası, Alaçam Yaylası, tarihi çınarlar İnegöl’ün tabii güzellikleridir.
Karacabey Bursa’nın 65 km batısında yer alan Karacabey ilçesi, Antik dönemde Mihaliç adı ile bilinmekteydi. Kentin belli başlı tarihi eserleri Sultan I. Murat’ın yaptırdığı Ulu Cami,1457 yılında Karaca Bey tarafından yaptırılan Karacabey Cami (İmaret Cami) ile Karacabey-Bursa yolu üzerinde ve Uluabat kıyısındaki Osmanlı dönemi yapısı Issız Han’dır.
Keles Uludağ’ın güney eteklerinde kurulu olan Keleş ilçesi, Bithynia, Roma, Bizans kalıntılarına sahiptir. XIV. yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir. İlçenin en önemli tarihi yapısı Sultan Yıldırım Bayezid’in Yakup Çelebi tarafından yaptırılan cami, hamam ve medreseden oluşan Yakup Çelebi Külliyesidir.
Kelesin Kocayayla mevkii kampçılık ve trekking için eşsiz bir doğa parçasıdır. Kocasu ırmağı rafting sporu için elverişli şartlara sahiptir.
Mudanya Bursa’nın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya, Bursa’nın iskelesi durumundadır.Temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı Mudanya civarında en tanınmış günübirlik gezi yeri Çanaklıçeşme’dir. Osmanlı evlerinin en güzelleri Mudanya’dadır. Bu evlerin en önemlisi Tahir Paşa Konağıdır.
Mustafakemalpaşa İlkçağdan beri çeşitli yerleşimlere sahne olan ilçenin eski adı Kirmastı’dır. Yakınında Miletopolis ören yeri bulunmaktadır. İlçe merkezinde Lala Şahin Türbesi, Hamzabey Cami ve Türbesi, Şeyhmüftü Cami ve Türbesi yanı sıra Dorak Hazineleri bölgesi, Kestelek Harabeleri ilgiye değer tarihi yerlerdir. Muradiye Sarnıç köyü yakınlarındaki Suuçtu Şelalesi, Söğütalan bucağındaki Suçıktı mesiresi Mustafakemalpaşa civarındaki eşsiz harikalarıdır.
Yenişehir Bursa’nın 45 km doğusunda yer alan Yenişehir antik çağda Neopolis olarak tanınıyordu. Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan ilçe, Osman Gazi tarafından gazilerine kılıç hakkı adıyla yurtluk olarak verilmiştir. İskana açılan yerde kurulan kent Yenişehir adını almıştır.
Osmanlı döneminden kalan zengin tarihi eserlere sahip Yenişehir’de Osman Gazi’ nin yaptırdığı saraydan arda kalan Saray Hamamı, I. Murad döneminden kalma Postinpuş Baba Zaviyesi, XIV. yüzyılda inşa edilen Voyvoda Cami (Çınarlı Cami), XVI. yüzyılda yapılmış olan Koca Sinan Paşa Külliyesi, Bali Bey Cami, Orhan Bey tarafından yaptırılan Ulu Cami, Süleyman Paşa Külliyesi, 1645′de Yenişehirli Deli Hüseyin Paşanın yaptırdığı Çifte Hamam, Yarhisar Köyü Orhan Cami ve Saat Kulesi görülmeye değer tarihi yapılardır 17. Yüzyıl Osmanlı Evi Müzesi Muradiye semtinde II. Murad külliyesinin karşısında bulunan ahşap ev, plan ve süslemeleri bakımından 17. yüzyıl özelliklerini taşımakta olup Bursa’da halen ayakta kalan en eski evlerden bir tanesi ve en güzel olanıdır.
Müze Tel : (+90-224) 222 08 68 Ziyarete açık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazartesi günleri dışında her gün
Arkeoloji Müzesi Arkeoloji Müzesi İlk kez 1904 yılında Bursa Erkek Lisesi’nde Müzeyi Hümayun adıyla kurulmuştur. 1972 yılından beri de Kültürpark içerisindeki yeni binasında hizmet vermektedir. Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunan eserlerin sergilendiği müzede, M.Ö. 3. bin yılından Bizans devri sonlarına kadar geniş bir zaman kesitine ait kültür ürünleri yer almaktadır.
Müze Tel : (+90-224) 234 49 18-9 Ziyarete açık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazartesi günleri dışında her gün
Türk-İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese) İlk Osmanlı medreselerinden olan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi adıyla da tanınmaktadır. Birçok ünlü bilgin yetiştiren medrese, 1414-1424 yılları arasında yapılmıştır.
Binada 12. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar maden, keramik ahşap, işleme, silah, el yazması kitaplar, İslami sikke, İslamik kitabeler ve mezar taşları ile etnografik malzeme teşhir edilmektedir.
Müze Tel : (+90-224) 327 76 79 Ziyarete acık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazartesi günleri dışında her gün
Atatürk Müzesi Atatürk’ün Bursa’ya çeşitli tarihlerdeki ziyaretlerinde kaldığı bu bina kendisine hediye edilmiş, Atatürk de 1938′de bu yapıyı Bursa Belediyesi’ne bağışlamıştır.
19. yüzyıl başlarında iki katlı tamamen ahşap malzemeden inşa edilen bina, döneminin en çekici sivil mimarlık örneklerinden olup, ahşap yapısı ve iç düzeni aynen korunmuştur. Çekirge caddesi üzerinde Çelik Palas Oteli yanında bulunan müzede Atatürk’ün kullandığı tüm eşyalar ile birlikte üst katta limonluk olarak adlandırılan salonda Atatürk ile ilgili fotoğraflar sergilenmektedir.
Müze Tel : (+90-224) 236 48 44 Ziyarete acık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazartesi günleri dışında her gün
Hüsnü Züber Evi-Yaşayan Müze Muradiye semtinde Devlet Misafirhanesi ve daha sonraları Rus Konsolosluğu olarak hizmet veren 19. yüzyıl Osmanlı evi, 1992′de turizme açılmıştır.
Müze Tel : (+90-224) 221 35 42 Ziyarete acık saatler : 10.00-17.00 Ziyarete açık günler : Haftanın her gün
Ormancılık Müzesi Türkiye’nin ilk ve tek ormancılık müzesidir. Çekirge caddesi üzerinde Saatçi Köşkü olarak bilinen yapıda 1989′da açılan müzede hayvan ve bitki fosilleri, haberleşme ve orman mühendisliği aygıtları, harita ve fotoğraflar, ormancılık tarihi ile ilgili belgeler başta olmak üzere iki bin kadar eser sergilenmektedir.
Müze Tel : (+90-224) 234 77 18 Ziyarete acık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazar günleri dışında her gün
Mudanya Mütareke Evi Müzesi 11 Ekim 1922 tarihinde TBMM hükümeti ile İhtilaf Devletleri arasında Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşmasının Mudanya sahil yolu üzerinde yer alan 19. yüzyıl başlarına ait Art Nouveo üsluplu yalı,1937 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır. Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait çeşitli belge ve malzemeler ile döneme ait eşyalar sergilenmektedir.
Müze Tel : (+90-224) 544 10 68 Ziyarete acık saatler : 08.00-12.00/13.00-17.00 Ziyarete açık günler : Pazar günleri dışında her gün TOFAŞ ANADOLU ARABALARI MÜZESİ Türkiye`nin ilk ve tek Anadolu Arabaları Müzesidir.Yıldırım Umurbey semtinde toplam 17.000 metrekarelik bir alanı kapsayan eski bir ipek fabrikası restore edilerek 28 Haziran 2002 de turizme açılmıştır.2600 yıl önceye ait tekerlekten başlayarak TOFAŞ tarafından üretilen motorlu araçlara kadar,arabaların gelişimini gösteren tarihi bir yolculuk yapacaksınız. TEL:0 224 329 39 41 ADRES:TOFAŞ Anadolu Arabaları Müzesi Umurbey Mah.Kapıcı Sok.Yıldırım /BURSA ZİYARETE AÇIK SAATLER:10:00 - 17:00 ZİYARETE AÇIK GÜNLER:Pazartesi günleri hariç hergün
Işıkların En Güzel Göründüğü Şehir Bursa
Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Bursa’da Yıldırım Camii ve Türbesi, Yeşil Cami ve Türbesi, Emir Sultan Camii ve Türbesi, Ulu Cami (Cami Kebir), Muradiye Külliyesi, Hüdavendigar Cami ve Külliyesi önemli cami ve külliyeleridir.
KİLİSE ve SİNEGOGLAR
Fransız Kilisesi Üzeri ahşap ve kiremitle örtülü kilisede hasta bakım yeri de vardır. 19. yy’ da yapıldığı tahmin edilmektedir.
Geruş Sinagogu 16. yüzyıl başlarında II. Selim tarafından inşa ettirilen sinagog Arap Şükrü sokağındadır. 14. yüzyılın sonlarında İspanya’dan sınır dışı edilen ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğuna kabul edilen Musevî topluluğunun ilk kafileleri Bursa’ya yerleştirilmiş ve bu sinagog kurulmuştur. Geruş Sinagogu’ nun günümüzdeki yapısı son derece sağlam, bakımlı olup, ibadete açık tutulmaktadır.
Ets Ahayim Sinagogu Hayat Ağacı Sinagogu olarak da bilinen Sinagog, Osmanlı Döneminde ilk yapılan sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bursa fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkartılarak Ets Ahayim Sinagogunun kurulmasına izin verilmiştir.
Mayor Sinagogu İspanya’nın Mallorca Adasından 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursa’da yerleştirilen diğer Musevî kafilelerince bu sinagog inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır. Mayor Sinagogu’nun etkinliklerinden ve ölü yıkama bölümü halihazırda kullanılmaktadır.
HANLAR
Emir Han Ulu Caminin hemen altında bulunan Emir hanı, Orhan Bey tarafından, XIV. yy ‘ın ikinci yarısında yaptırılmıştır. İç avlu çevresine sıralanan iki katlı revak ve buraya açılan odalardan oluşan bu han Osmanlı hanlarının ilk örneğidir. Hanın ortasında bir şadırvan ile tarihi çınarlar bulunur.
Eski (Tahıl) Han Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan hanı, Kanuni’nin sadrazamlarından Semiz Alizade XVI. yy da yaptırmıştır.
Geyve Hanı Demirkapı Çarşısı’nın yanında bulunan, Hacı İvaz-Payigah olarak bilinen han, XV yy’ da, Ahi Bayezid’in oğlu Hacı İvaz Paşa yaptırarak, Çelebi Mehmet’e armağan etmiştir.
İpek Han (Arabacılar Hanı) İvaz Paşa Camii yanında bulunan bu han, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bursa’daki hanların en büyüğüdür.
Koza Han Ulu Cami ile Orhan Cami arasında bulunan bu hanı, II. Bayazıt, İstanbul’daki hayır yapılarına gelir getirmek amacıyla 1490 yılında yaptırmıştır. Bursa’nın en güzel ve günümüzde en yoğun olarak kullanılan hanıdır.
Pirinç Han 1508 yılında Sultan II. Bayazıt, İstanbul’daki vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırmıştır. Hanın avlusunda bir tarihi çınar bulunur.
PLAJLAR
Marmara Denizi’nin güneyinde yaklaşık 135 km uzunluğunda kıyısı bulunan Bursa ilinde, Karacabey, Mudanya ve Gemlik ilçelerinde geniş doğal kumsallar ile İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri kıyılarında güzel plajlar bulunmaktadır. Yeniköy, Bayramdere (Malkara) kesimi ile Mudanya’nın Zeytinbağ kesimine dek uzun ve geniş doğal kumsallar vardır. Kum kalitesi iyi olan bu kıyılarda Kurşunlu, Bayramdere, Yeniköy-Mudanya kesiminde de Mesudiye, Eğerce ve Esence plajları bulunmaktadır.
MESİRE YERLERİ
Saitabat Şelalesi Derekızık köyüne 3 km uzaklıkta bulunan şelale,bir kanyondan dökülmektedir. Şelale çevresinde et mangal lokantaları ve büfelerin yer aldığı bu mesire alanı Bursalılarca yoğun olarak kullanılmaktadır.
Suuçtu Şelalesi Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıkta bir cennet parçası Suuçtu Şelalesi 38 metre yükseklikten dökülür.
Aras Şelalesi Aras Deresi ve Aras Şelalesi Uludağ’ın kar sularını taşıyan ve tam kayalıkların içinden 15 metre yükseklikten düşer. Bursa-Soğukpınar arası 30 km olup, köyden itibaren 5 km stabilize bir yolla Ketenlik yaylalarına, oradan da şelaleye varılır.
SPORTİF ETKİNLİKLER
Kayak Merkezleri Kayak Merkezleri Dünyaca ünlü Uludağ Kayak Merkezi Bursa sınırlarındadır.
Avcılık Bursa, yaban av hayvanları bakımından zengin bir bölgede yer almaktadır. Bursa’da dört önemli kuş alanı bulunmaktadır. Bunlar Uludağ, İznik Gölü, Uluabat Gölü ve Kocaçay Deltasıdır.
Dağ Doğa Yürüyüşü Uludağ yaz ve kış doğa yürüyüşüne elverişli olup tercih edilen 6 parkur belirlenmiştir.
Oteller Bölgesi-Cennet kaya Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1865 metre olan bu parkur üzerinde kuzey yamaçtan Gemlik Körfezi’nin,güney yamaçtan ise tüm dağ köylerinin manzarası eşliğinde,doyumsuz bir doğa yürüyüşü yapılmaktadır. Parkurun mesafesi 2000 metredir.
Oteller Bölgesi-Sarıalan-Çobankaya Parkuru: Başlangıç ve bitiş noktası rakımları 1850 metre ve 1750 metre yükseklikte son bulan bu parkurda,yol boyunca pırıl pırıl akan derelerle süslenmiş muhteşem bir orman ortamı bulunmaktadır. Parkurun mesafesi 5200 metredir.
Oteller Bölgesi-Softaboğan şelalesi Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1800 metre olan bu orman parkurunda Uludağ’ın dere,gölet ve taraçalar halinde aşağıya inen şelale bulunmaktadır. Su sesleri ve eşsiz manzaraların rehberliğinde Bursa Ovası’nın muhteşem panoraması ile doğa yürüyüşü sonuçlanır. Parkurun mesafesi 6000 metredir.
Oteller Bölgesi-Hanlar Bölgesi-Bağlı Köyü Parkuru: 1865 metre yükseklikten başlayan iniş parkurunda zirveden dağ köylerine inerken Anadolu insanının olağanüstü konukseverliğini görmek mümkün olmaktadır. Parkurun mesafesi 7500 metredir.
Oteller Bölgesi-Zirve Tepesi Parkuru: 2487 metrelik zirveye tırmanırken Uludağ ve yöresinde doğa ve bitki örtüsünün olağanüstü görüntüleri ile bir yanda denizin bir yanda Apollon göllerinin doyumsuz panoraması görülmektedir. Parkurun mesafesi 7615 metredir.
Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi Parkuru: 2300 metrelik rakımda dağ manzaralarının eşliğinde sadece Uludağ’a has kelebek cinslerini, dağ çiçeklerini gözlemlemenin ayrıcalığını yaşayacak, buzul göllerinin (Kara Göl, Aynalı Göl, Kilimli Göl, Buzlu Göl) muhteşem atmosferi hissedilmektedir. Parkurun mesafesi 9800 metredir.
Gençlik Kampları Gemlik ilçesinde kıyıda gençlik Spor İl Müdürlüğüne ait Hasanağa ve Kırcaali Gençlik ve İzcilik kampları bulunmaktadır. Bunlar 175′er yataklı olup yaz aylarında 10′ar günlük 4 devre olarak Türkiye’nin her yerinden gelen gençlerin kamp yapmalarına olanak sağlamaktadır.
Bursa Orman Kampları
Ayrıca, Uludağ Milli Parkı içinde bulunan Gölcük Kamp Alanı da öğrenci ve izci gruplarının kamp etkinlikleri için kullanılmaktadır. İznik ve Uluabat Gölü kıyıları da gençlik kampları için oldukça uygundur. Göl çevresinde uluslararası katılıma açık yelken, yüzme, sörf ve kampçılık eğitimi verilmektedir.
Işıkların En Güzel Göründüğü Şehir Bursa
Cumalıkısık’ı görmeden
Uludağ’da kayak yapmadan
Külliyeleri ziyaret etmeden
Kaplıcalara uğramadan
İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden
Bursa ipeği satın almadan
…Dönmeyin.
|